Sana nasıl olmayacağını söylerler, sen onlara nasıl yapıldığını göster! Sanem Oktar

Yılın ilk röportajını KAGİDER ve directComm Marketing Group Yönetim Kurulu Başkanı aynı zamanda iyi bir eş ve anne olan Sanem Oktar ile gerçekleştirdik. Kadınların ülke istihdamına katkısını, başarılı bir girişimcinin sahip olması gerektiği özellikleri ve kriz yönetimi hakkında konuştuk. Keyifli okumalar dileriz.

Kariyer hikayenizden biraz bahseder misiniz?                 
                                                
1970 yılında İzmir’de doğdum. Kız ve erkek çocuklarına eşit fırsatlar tanıyan bir ailede büyüdüm. Hayallerim konusunda bana destek veren, önümü açan bir ailem oldu. Disiplin ve düzenin daha çok annem tarafından sağlandığı bir evde büyüdüm. Karar almayı, sorumluluklarımın farkına varmayı, zorluklar karşısında yılmamayı hep ailemden öğrendim.
 
İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun oldum. Colgate Palmolive’de iş hayatıma başladım. İlk kızım doğduktan sonra işimden ayrıldım. 27 yaşında ilk şirketim Tribeca İletişim Danışmanlık şirketini kurdum. Ardından Tribal Sahada Pazarlama Şirketi, directComm Veri tabanına Dayalı Pazarlama şirketini kurdum. 32 yaşına geldiğimde birebir pazarlama konusunda danışmanlık veren dünyanın önde gelen şirketlerinden Peppers&Rogers Türkiye ofisinin kurucu ortakları arasında yer aldım. 2008 yılında Amerikalı grup Teletek şirketi Peppers&Rogers şirketini bünyesine kattı. 2012 yılında sosyal medya şirketi Lİmonsocial’ı kurdum. Kendimi seri bir girişimci olarak tanımlıyorum. 2015 yılında dünyanın önde gelen medya şirketlerinden WPP tarafından şirketimin çoğunluk hisselerini satın alındı. Böylece biz de iletişim dünyasının en büyük gruplarından birine dahil olduk. Şu an directComm Marketing Group Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. 2005 yılında kurulan Doğrudan Pazarlama İletişimcileri Derneği’nin (DPİD) 12 kurucu üyesinden biri oldum ve 2007-2009 yıllarında DPİD Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptım.
 
KAGİDER’le yollarınız nasıl kesişti? 
 
2010 yılında KAGIDER, Garanti Bankası ve Ekonomistin düzenlediği Türkiye Kadın Girişimcisi yarışmasında ilk 10 kadın girişimcisinden biri oldum. KAGIDER’de 2013-15 yılları arasında Yönetim Kurulu üyeliği, 2015 yılından beri Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini sürdürmekteyim.
 
Geçen temmuz ayı itibari ile dünyanın önde gelen veri odaklı dijital pazarlama şirketlerinden Wunderman ile Türkiye’ de  bir ortaklık gerçekleştirdim. Halen hem iş hayatında hem de gönüllü olarak dernekte aktif olarak çalışmaktayım. Evliyim ve iki kızım var. 
 
Girişimci olmak için sizce hangi özelliklere sahip olmak gerekir? Ve ilk adımı nasıl atmalı?
 
Benim ki tamamen tesadüf oldu. Pazarlama konusunda bilgisi olan ve uluslararası şirket tecrübesi bulunan biri olarak bir arkadaşımdan davet aldım. O dönemde ilk kızım doğduğu için işten ayrılmıştım ve evde oturmanın da bana göre bir şey olmadığını anlamaya başlamıştım. Daveti kabul ettim. Bir finansçı ve bir avukat ile konuştum. Ve ortak olarak işe başladım.
 
İlk adım için iyi bir Pazar araştırması ve iş planı yapmak şart. Ancak daha da önemlisi hiçbir işi denemeden bilemezsiniz, muhteşem fikirleriniz olabilir ama hayata geçmezse işe yaramaz. Küçük olsa da başlayın, çok çalışın ve işi daha önce yapmış olanların tecrübelerinden yararlanmaya çalışın.
 
Kariyeriniz boyunca sizi yoran, vazgeçme noktasına getiren bir şey oldu mu?
 
Girişimci olmak, çok çalışmak, yılmadan çalışmak ve her sorunu bir fırsat olarak görüp soğukkanlılığını koruyarak çözüm getirici olmak demek. Girişimci kadın olmaz denileni olduran demek. Girişimci öncelikle kendi iş fikrine inanmalı hatta etrafındakileri inandırabilmelidir. İş fikrine o kadar inanmalıdır ki buna yatıracağı sermaye ve zamana rağmen her olumsuzlukta motivasyonunu kaybetmeden devam edebilmelidir. Çünkü etrafında kendisini şüpheye düşürecek çok fazla uyarıcı olacaktır, istediği hedeflere ulaşabilmek için yılmadan devam etme kararlılığını sürdürmesi gerekecektir. Fikrin, planlı programlı bir projeye dönüşme aşaması da önemli elbette. Bunun için de eldeki artıların ve eksilerin doğru tespit edilmesi gerekiyor. İyi bir fizibilite ve iş planı yapmak, sermayeyi doğru belirlemek ve sonra büyük hedefi küçük parçalara ayırarak yönetmek gerekir. 
 
Bir röportajınızda 'Girişimciler için kriz aslında bir fırsattır' dediğinizi okudum. Kriz yönetimi için girişimcilere ne gibi tavsiyeleriniz olur?
 
Kriz, Çince “fırsat” anlamına gelir, sizin için problem olarak görünen bir konu girişimci için harika bir fırsattır. Ve buna inandığı için parasını da zamanını da riske atar. Önce işinin devamlılığını düşünür, kazanç sonra gelir. Unutulmamalıdır ki deneyim girişimcilikte önemli bir yetkinliktir ancak gelişmesi için denemek gerekir. Burada önemli olan doğru hedef koymak, ona ulaşmak için çok çalışmak, engelleri aşmak için yaratıcı çözümler geliştirmek ve uygulama aşamasında motivasyonu kaybetmemektedir.
 
Ben bir kadın girişimci olarak kendime hep şunları hatırlatırım. “Bir şeyi çok istersen yaparsın, sana nasıl olmayacağını söylerler, sen onlara nasıl yapıldığını göster. Bunun için çok çalışman gerekebilir ama inancını asla kaybetme. Sabırla ve inanarak ve çok çalışarak denemeye devam et.”
 
Evinde bir şeyler yapmak isteyen kadına kendi hesabına çalışan kadın diyoruz ve evet eğer işini büyütürse tabii ki girişimci olur. Girişimci kadın aynı zamanda istihdam yaratan kadın demek. Biz KAGIDER olarak kadının girişimcilik yolu ile güçlenmesini hedefleyen bir derneğiz. Bu da ekonomik olarak bağımsız, üreten, iş ve fikrini özgürce ortaya koyan kadın anlamına geliyor. Ayrıca girişimci kadın yanında daha fazla kadın çalıştırarak kadın istihdamına da katkıda bulunuyor.
 
Tüm girişimci kadınları KAGIDER web sitesinden ve KAGIDER sosyal medya hesabından gelişmeleri takip etmelerini tavsiye ederim. www.kagider.org
 
Kadınların iş yaşamındaki yeri, önemi nedir sizce?
 
Toplumda kadınların eşit fırsatlara ulaşması çok önemli. İstediği yerde okumak, istediği işte çalışabilmek ve isterse evde oturmayı tercih etmek gibi. Kadınların iş hayatına katılması, üretmesi ve bu yolla başta kendine sonra da topluma faydalı olması hepimiz için önemli. Kadınlar iş hayatına aktif katılırlarsa Türkiye %30 daha zengin bir ülke olacak. İstihdamda ise %50 hedefi çok mümkün hatta Kuzey Ülkelerinde kadınların istihdama katılımı %70 seviyelerinde. 
 
İş ve sosyal yaşantınızda sizi en çok motive eden şey nedir? Sosyal aktivitelerinize ne sıklıkla zaman ayırıyorsunuz?
 
Günüm erken başlıyor ve geç bitiyor. Haftada 3 gün sabahları spor yapıyorum, ardından işim ve sonra dernek çalışması derken günde en az on saat çalışıyorum. Okumalarımı genellikle arabada yapıyorum. Akşam iş ile ilgili bir programım yoksa evde ailemle olmayı tercih ediyorum. Gece yatmadan da mutlaka bir şeyler okuyorum. Galiba hayatımda hiç TV yok. Özellikle pazarları aile günü olması benim için önemli.
 
İş ve sosyal hayatımda beni en çok motive eden şey yeni şeyler yapmak, öğrenmek ve çıktısı olan işler yapmak. Bence iki tip düşünce biçimi var ilki bir işi nasıl yapılacağı, ikincisi nasıl olamayacağı… ben genelde nasıl yapılacağına odaklanırım. Hızlı karar alırım ve uygularım.
 
Gençlere tavsiyeleriniz neler?
 
Tavsiyeden ziyade kendi yolumu anlatabilirim. Ben hayatta istersem her şeyi yapacağıma inandım. Yeter ki bunun için yeteri kadar zaman ve emek harcamayı kabul edeyim. Çok çalışmak, önyargısız yaklaşmak ve dinleyerek anlayarak çalışmak hep işime yaradı. Kafamdaki başarı tanımlarını önemsememeye başlayınca hayat daha kolay oldu. Önemli olan yüksek not almak değil öğrenmekti, önemli olan çok para alıp en üst mevkiide olmak değil sevdiğin ve iyi yaptığın işi yapmaktı. Ben hep buna inandım hem paranın, hem başarının bir sonuç olduğunu amaç olmadığına inandım. Hala da öyle inanıyorum. Ben sevdiğim işleri, çok çalışarak ve isteyerek yapıyorum. Bu da beni mutlu ediyor. Hayatta mutlu olmak da bir seçim, ben beni neyin mutlu edeceğini bulup onun için çalışan biriyim. Ama bunun için çok çalışan, çünkü biliyorum ki her seçim bir vazgeçiş, her vazgeçiş ise bir seçim.
 


Bunu İzlediniz Mi?


Kariyer Planlaması İçin Üniversite Yılları Geç Mi?
Üniversite yılları kariyer planlaması için sanıldığı gibi geç bir zaman değil. Çünkü insanların birtakım şeylerin tam anlamıyla farkına vardığı, doğruyu, yanlışı gördüğü, kendini eleştirel bir gözle yorumlayabildiği bir dönemi içine alıyor. Bu yüzden aslında kariyer planlaması için en sağlıklı zaman diyebiliriz. Danışman Ufuk Tarhan kariyer planlaması yapmakta olan öğrencilere tavsiyelerde bulundu.

Eleman mı Arıyorsunuz?

250 Bin firma aradığı elemanı burada buldu. Hemen iş ilanınızı yayınlayın ve milyonlarca iş arayan adaya hızlı ve kolay bir şekilde ulaşın.

Hemen İlan Yayınla 0216 606 14 12

Özgeçmiş Oluşturun!

Binlerce online iş fırsatı arasından, aradığınız işe hızlı ve kolay bir şekilde ulaşın.

Yeni iş fırsatları, başvuru durumu ve firmadan gelen mesajlardan haberdar olmak ister misiniz?