Ülkemizin 2026 yılında Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31, iklim değişikliğiyle mücadele kadar yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir teknolojiler geliştiren işletmeler açısından da önemli fırsatlar sunuyor. KOSGEB’in COP31 odaklı yeni hızlandırma çağrısı ise yenilikçi işletmelerin uluslararası pazarlara açılmasını desteklemeyi hedefliyor.
COP31, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında gerçekleştirilen Taraflar Konferansı’nın 31. toplantısıdır. Her yıl düzenlenen COP toplantılarında ülkeler, iklim değişikliğiyle mücadele, sera gazı emisyonlarının azaltılması, iklim finansmanı, enerji dönüşümü ve sürdürülebilir kalkınma gibi küresel ölçekte önemli konuları ele alıyor.
COP31’in Türkiye açısından ayrı bir önemi bulunuyor. COP31 Türkiye ev sahipliğinde, Antalya’da gerçekleştirilecek ve kamu kurumlarının yanı sıra özel sektör, akademi, sivil toplum kuruluşları ve farklı uluslararası paydaşları bir araya getirecek.
Türkiye’nin COP31 Başkanlığı, etkinliği aynı zamanda iklim taahhütlerinin somut uygulamalara dönüştürülmesine odaklanan bir süreç olarak konumlandırıyor.

Bu da ilginizi çekebilir: COP31 Green Talent Programı Nedir? Gençler İçin Küresel Kariyer Fırsatı
Peki, COP31 ne zaman gerçekleştirilecek?
COP31 tarihleri, 9-20 Kasım 2026 olarak belirlendi. Konferans, Antalya EXPO Center’da düzenlenecek.
Dolayısıyla COP31, Türkiye’de faaliyet gösteren özellikle iklim teknolojileri, temiz enerji, sürdürülebilir üretim ve yeşil dönüşüm alanlarındaki işletmeler için uluslararası görünürlük açısından önemli bir dönem olacak.
COP31 açılışı, 9 Kasım 2026 tarihinde Antalya’da yapılacak. Konferans 20 Kasım 2026 tarihine kadar devam edecek. Ayrıca Dünya Liderler Zirvesi'nin 11-12 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilmesi planlanıyor.
COP31 hazırlıkları kapsamında KOSGEB, Teknoloji Merkezi Destek Programı kapsamında 2026-01 COP31 Hızlandırma Çağrısını duyurdu.
Çağrı ile temiz enerji dönüşümü, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir tarım ve iklim teknolojileri gibi alanlarda faaliyet gösteren yenilikçi işletmelerin küresel pazarlara hazırlanması hedefleniyor.
Destek programının odağında; teknolojik derinliği bulunan, ölçeklenebilir ve ticarileşme potansiyeli yüksek ürün ve çözümler geliştiren işletmeler yer alıyor.
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta bulunuyor: Destek doğrudan tek tek işletmelere verilen bir hibe şeklinde değil. Hızlandırma programları üzerinden ilerleyen çağrı kapsamında başvuruyu TEKMER işletici kuruluşları ve TGB yönetici şirketleri yapabiliyor. İşletmeler ise bu kuruluşların oluşturacağı hızlandırma programlarına katılarak süreçten yararlanabilecek.
COP31 Hızlandırma Çağrısı, yeşil dönüşüm ve iklim değişikliğiyle mücadeleyle bağlantılı çok sayıda alanı kapsıyor.
Desteklenecek başlıca temalar şöyle:
Hızlandırma programlarının bu alanlardan en az birini kapsaması ve programa katılacak işletmelerin geliştirdiği ürün veya teknolojilerin seçilen temayla uyumlu olması gerekiyor.
Bu nedenle özellikle sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği, karbon yönetimi, geri dönüşüm, iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım ve yeşil teknoloji alanlarında çalışan işletmelerin ilgili hızlandırma programlarını yakından takip etmesi önem taşıyor.
Çağrı kapsamında desteklenecek hızlandırma programlarına 6,5 milyon TL’ye kadar destek sağlanacak.
Destek oranı yüzde 100 olarak uygulanacak ve destek geri ödemeli olacak. Program kapsamında yazılım, eğitim, danışmanlık, organizasyon ve tanıtım gibi giderler destek kapsamına alınabilecek.
Geri ödeme ise hızlandırma programının tamamlanmasına ilişkin Kurul karar tarihinden itibaren 36 ay geri ödemesiz dönem sonrasında başlayacak. Sonrasında geri ödemeler üçer aylık dönemler halinde 4 eşit taksitte gerçekleştirilecek.
Bu yapı, hızlandırma programlarının işletmelerin teknoloji geliştirme, ticarileşme ve uluslararasılaşma süreçlerine daha güçlü bir şekilde hazırlanmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.
KOSGEB’in çağrısı kapsamında oluşturulacak hızlandırma programlarının belirli kriterleri karşılaması gerekiyor.
Programların;
gerekiyor.
Bu şartlar, desteğin yalnızca fikir aşamasındaki girişimlerden ziyade belirli bir teknolojik olgunluğa ulaşmış ve ticarileşme potansiyeli bulunan çözümlere odaklanacağını gösteriyor.
COP31 yalnızca devletlerin iklim politikalarını konuşacağı uluslararası bir konferans olarak değerlendirilmemeli. Özel sektör açısından da yeni iş birlikleri, yatırım fırsatları, teknoloji transferleri ve uluslararası pazarlara erişim açısından önemli bir platform oluşturabilir.
Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında ortaya koyduğu gündemde elektrifikasyon, sıfır atık ve döngüsel ekonomi, dirençli şehirler, sürdürülebilir tarım ve yeşil sanayileşme gibi başlıklar öne çıkıyor.
Bu başlıklar, işletmelerin önümüzdeki dönemde yatırım ve inovasyon kararlarında daha fazla dikkate alması beklenen alanlara da işaret ediyor.
Özellikle geliştirdiği teknolojiyi ölçeklendirmek, yeni pazarlara ulaşmak veya uluslararası yatırımcılarla buluşmak isteyen işletmeler açısından COP31 süreci önemli bir fırsat alanı oluşturabilir.
İklim değişikliğiyle mücadele artık yalnızca çevresel bir konu değil; üretimden enerji kullanımına, tedarik zincirlerinden ihracata kadar işletmelerin rekabet gücünü etkileyen ekonomik bir başlık haline geliyor.
Enerji verimliliğini artıran, atıklarını azaltan, karbon ayak izini yöneten, kaynakları daha verimli kullanan ve sürdürülebilir teknolojiler geliştiren işletmeler hem değişen beklentilere uyum sağlayabilir hem de yeni pazarlara erişim açısından avantaj elde edebilir.
COP31’in “uygulama” odaklı yaklaşımı da bu dönüşümün yalnızca hedefler ve taahhütlerle sınırlı kalmaması, somut uygulamalar ve ölçülebilir sonuçlarla desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor.
KOSGEB’in 2026-01 COP31 Hızlandırma Çağrısı kapsamında başvuruların 9 Ağustos-30 Ağustos 2026 tarihleri arasında alınması planlanıyor.
Çağrıya doğrudan işletmeler yerine TEKMER işletici kuruluşları ve TGB yönetici şirketleri başvurabiliyor. Bu nedenle COP31 kapsamındaki hızlandırma programlarına katılmak isteyen işletmelerin, faaliyet alanlarına uygun programları ve ilgili kuruluşların duyurularını takip etmesi önem taşıyor.
Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda küresel gündemin Antalya'ya taşınmasını sağlayacak. Ancak konferansın işletmeler açısından önemi, yalnızca birkaç haftalık etkinlik döneminden ibaret değil.
Yeşil dönüşüm, temiz enerji, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir tarım ve iklim teknolojileri gibi alanların önümüzdeki yıllarda daha fazla yatırım ve inovasyon çekmesi bekleniyor.
KOSGEB’in COP31 odaklı hızlandırma desteği de bu dönüşümün önemli araçlarından biri olarak öne çıkıyor. Yenilikçi işletmeler açısından hızlandırma programları; teknolojilerini geliştirme, ticarileştirme, yeni iş bağlantıları kurma ve küresel pazarlara hazırlanma açısından değerlendirilebilecek önemli fırsatlar sunuyor.
Bu nedenle işletmelerin yalnızca “COP31 nedir?” veya “COP31 ne zaman?” sorularının yanıtını öğrenmekle kalmayıp, Türkiye’nin COP31 sürecinin kendi sektörleri ve gelecek planları açısından ne anlama geldiğini de değerlendirmeleri önem taşıyor.
Siz de aklınızdaki soruları sorabilir, konuyla ilgili fikirlerinizi paylaşabilirsiniz.
Bu haber için yorum bulunmamaktadır.
eleman.net'te her gün yüzlerce yeni iş ilanı yayınlanıyor. Hayalindeki işe başlamak için özgeçmiş oluştur ve sana en uygun ilanlara başvur.
Hemen Özgeçmiş Oluştur